Kayıtlar

DENEMELER: İKİ KADIN

DENEMELER: İKİ KADIN : ''Sana zor gelen bu hayatı kabul etsen yenilgiyi kabul etmiş olacaksın gibi.'' ''Aynen öyle.'' Alıştım diy...

İKİ KADIN

''Sana zor gelen bu hayatı kabul etsen yenilgiyi kabul etmiş olacaksın gibi.'' ''Aynen öyle.'' Alıştım diyemiyordu. Diyemez.Çünkü, alıştım demek çaresizlikti onun için... Gülbin, yorgundu.Gürültü alabildiğine rahatsız ediyordu onu. Dükkanın bodrum katına inip kuytu köşeye yatardı, bazen, kulaklarını kapatarak. Onun hayatında bir yol açılsa, başka bir yol, orda yürüse yalnızlığa doğru. Yalnız olsa, yüklendiği bu yaşantıyı sırtından atsa. Tartışmasız bir yaşantı beklese onu, her şeyin son bulduğu; yalnızlığın sadece kendine ait olduğu bir yer. Ona acı çektiren gerçeklerden uzak bir yer...Ama! Bazen hayat yorar insanı. Affetmek yorar, hoş görmek yorar, boş vermek bile yorar. Ve insan susar. Her şeye, herkese rağmen elinden  gelen tek şeyi yapar; içine atarak sessiz çığlıklarla susar. Gülbin bağıra bağıra susuyordu. Geçmiş zamanın halatını tutmuş bırakmıyor, ama akan zaman onu sürüklüyor, gelecek zamana götürüyordu....Bazen boş vermişliği olur; kayıtsız, u...

İKİ KADIN (GÜLBİN )

Gülbin'in içinde daima bir gece vardı ve is kokan gazlı lambalarla zor aydınlanıyordu. Dumanı kalbini sarıyordu. Gelecek şimdi uykusuz bir gece geçirdim diyecekti. Gelsin. Burası iyi gelebilir, kuşların şarkıları yaprakların hışırtısı kalbine güzel sesle okunan bir ilahinin huzurunu verebilir. Verir aslında. Ama kafasının içi cam kırıklarıyla dolu; her fikrinde batıyor, kanatıyordu. Bu arada termalin kafesine gittim çay içiyordum. Telefon çaldı.   - Nerdesin?    - Kafede çay içiyom    - Ben de ana kapıdayım   - Tamam yürü, karşılaşırız. Ben de çıktım    - Hoş geldin    - Of ya! Sıkıldım. Bak burası güzel    - Delirmemişsin?    - Hıı! Deliremedim    - Delirmeden geçen hayat, hayat mıdır?    - Yürüyelim şöyle ya, ormana; derede su akıyorsa ayakları sokarız   - Barajdan bazen su bırakıyorlar, bıraktılarsa süper. Uyudun mu gece?   - Uyudum. Dükkanda yattım. Orda rahat uyuyom ...

DENEMELER: MEZARLIKBAŞI SOĞUK SOKAK isimli kitabımdan sayfa 3...

DENEMELER: MEZARLIKBAŞI SOĞUK SOKAK isimli kitabımdan sayfa 3... :        Yaşamak denen, hüzün, sevinç, merhamet, acımak ve daha bir sürü; insana has özellikler içeren olgunun tüm versiyonlarını, İzmir'i...

DENEMELER: Ahmet Şekerci (Ahmet Tada)

DENEMELER: Ahmet Şekerci (Ahmet Tada) :           Ahmet Şekerci aslen Kosova - Prizren'lidir. Yıllar  önce Türkiya'ya ailesiyle birlikte göç edenlerdendir. Göç etmenin zo...

Ahmet Şekerci (Ahmet Tada)

Resim
          Ahmet Şekerci aslen Kosova - Prizren'lidir. Yıllar  önce Türkiya'ya ailesiyle birlikte göç edenlerdendir. Göç etmenin zorluklarını yaşamış, acılarını derinden hissetmiş ve bunlara dayanabilme gücünü göstermiştir. Sağlam, dürüst, yalın bir insandır. Yani has adamdır. Kosova- Prizren'in köklü ailelerinden Şekerci'ler sülalesindendir. Ahmet Şekerci'nin babası Fehim İbrahim Yugoslavya'nın kuruluşunda -!945 lı yıllar -  Tito önderliğindeki partizanların yaptığı haksız uygulamalara inadına direnmiş bu yüzden hapis yatmış, işkence görmüştür. Fehim İbrahim,  Kosova'nın milli  kahramanıdır. İsmi Prizren'de bir caddeye verilmiştir. Ahmet Şekerci yaşantısına İzmir Balçova'da devam etmektedir. Artık hanımıyla sakin, duru, tantanasız bir hayat geçirmektedir. İkisi yurt dışında üç kızı vardır. Ahmet Tada'ya, sağlıklı uzun ömürler dilerim,..Onun hakkında geniş bilgiyi PRİZREN VE PRİZREN isimli kitaptan okuyabilirsiniz.

MEZARLIKBAŞI SOĞUK SOKAK isimli kitabımdan sayfa 37-38

       Yaşamak denen, hüzün, sevinç, merhamet, acımak ve daha bir sürü; insana has özellikler içeren olgunun tüm versiyonlarını, İzmir'in bu mahallesinde görülüyordu. Pavyonda, genelevde çalışan bir takım aşüfteler vardı. Bu kadınların buralara düşmesi, yaşamlarının ayrı bir boyutuydu. Çoğu veya benim tanıdıklarımdan bazıları; çocuk büyütüyor, bazıları hasta bir anaya bakıyor; hele uzak yollardan gelen biri; kız kardeşini okutmak için çabalıyordu. Gideceği yeri, geçeceği yolları pek bilememiş olan, aslında saygı duyulası insanlardı. Aralarında çok delikanlı kadınlar vardı. Yüce bir kalb taşırlar...Üstelik kendilerini diğerlerinden ayıran çekicilikleri var. Güneyden gelen birinin, evlenerek mutlu aile kurmak, ev hanımı olmak istediğini duymuştum. Hayat yaman; dağdağalı, fırtınalı. Bu kadınları seviyordum. Onlar da beni, yeşil gözlü kumral kıvırcık saçlı bir çocuk olduğum için severlerdi... Hayat burda melodram. İnsanların, elemleri, kederleri, hüzün ve sevinçleri boyu...