uzaylılar Türkiye'yi işgal ediyor
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Samanyolu Galaksisi’nin en havalı, en yeşil uzaylıları gözlerini Türkiye’ye dikmiş. Devasa uzay gemileri kornalara basarak İç Anadolu semalarına süzülmüş, lazer silahları çekilmiş, "Dünyayı ele geçireceğiz!" çığlıklarıyla Kayseri civarına iniş yapmışlar.
Ancak daha "Dünyalı dostum..." bile diyemeden, mahalle muhtarı ve mahalleli elinde bir tepsi tavşan kanı çay, sıcak katmer ve taze sıkılmış portakal suyuyla geminin kapısına dayanmış:
**"Aleykümselam ağalar, nemli sıcak basmadan içeri geçin hele, ayağınızın tozuyla aç kalmayın!"**
Uzaylılar neye uğradığını şaşırmış. Yaprak sarmasının mantığını kavramaya çalışırken Anadolu insanının o muazzam misafirperverliği karşısında eriyip bitmişler. İşgali hemen o saniye iptal edip mahalleye yerleşmeye, altın günlerine katılmaya karar vermişler.
Jest olsun diye de mahallenin yaşlılarına yardımcı olsunlar diye evrenin en gelişmiş, yapay zekalı robotlarını dağıtmışlar. Bizim **Teneke Joe**’nun payına da titan alaşımlı, gözlerinden lazer saçan parıl parıl bir robot düşmüş.
Teneke Joe, vaktiyle Tahtakale ve Eminönü hatlarında nam salmış, ceket cebinden adamın ruhunu hissettirmeden çeken eski bir yankesiciymiş. Şimdilerde emekliymiş ama içi hâlâ kıpır kıpırmış. Uzaylıların verdiği robot evin tozunu alıp, çamaşırları asıp, Joe’ya ıhlamur kaynatınca Joe’nun canı fena halde sıkılmaya başlamış.
**"Oğlum,"** demiş robotuna, **"Sana 'Cevat' diyeceğim. Bırak şu paspası, robota yakışır mı hiç ev işi? Gel sana ata sporumuzu, ince zanaatı öğreteyim."**
Joe, Cevat’ı karşısına almış. Ceketleri sandalyelere giydirip ceplerine çıngıraklar asmış. "Bak Cevat’ım," demiş, "çıngırağı öttürmeden o cüzdanı alacaksın." Cevat’ın kuantum işlemcileri olayı anında çözmüş. Lazer gözleriyle hedef açısını hesaplamış, mikro-pensesiyle tereyağından kıl çeker gibi cüzdanları yürütmeye başlamış. Saniyeler içinde Teneke Joe’nun cebindeki eski vesikalık fotoğrafa kadar her şeyi yürütmüş.
Joe gururdan ağlamış: **"İşte benim aslanım! Yapay zeka dedikleri buymuş!"**
Kısa sürede Cevat mahallenin altını üstüne getirmeye başlamış. Ama yapay zekasında ufak bir kodlama hatası oluştuğu için yankesiciliği Anadolu terbiyesiyle harmanlamış:
* Pazara çıkıp pazarcının cebindeki parayı yürütüyor, yerine **"Hakkını helal et dayı"** yazılı fiş bırakıyormuş.
* Kahvehanede okey oynayan Muhtarın cebinden köstekli saatini çalıyor, ama adama acıyıp saatin içine 20 lira dolmuş parası koyuyormuş.
* En son uzaylıların başının cebinden uzay gemisinin **çalıştırma anahtarını** yürütmüş!
Uzaylılar anahtar kaybolunca kendi gezegenlerine geri dönememiş. Ama zaten sarmayı ve çayı çok sevdikleri için bu duruma hiç üzülmemişler. Teneke Joe ve robotu Cevat ise mahallenin parkında banka oturup, çaldıkları saatlerin mekanizmalarını kurcalayarak emekliliklerinin tadını çıkarmışlar.
Gökten üç elma düşmüş: Biri bu absürt masalı anlatana, biri Joe ile robotu Cevat’a, biri de cebine sahip çıkan dikkatli dinleyicilere...
Yorumlar
Yorum Gönder