Kayıtlar

Felsefe Taşı

Başlık: Felsefe Taşı ve Beton Ormanlar Özet: Orta çağdan kalma bir köyden gelen genç bir adam, büyük şehirdeki beton yığınlarının arasında kendini kaybolmuş hisseder. Köyünde büyükbabasıyla birlikte eski simya kitaplarını incelerken, altın yapma hayaliyle büyümüştür. Şehirde, parayı her şeyden üstün tutan zengin bir ailenin hizmetine girer. Bu aile, geleneksel değerlerden kopuk, sadece maddi başarıya odaklanmıştır. Genç adam, hem hayatta kalmak hem de köklerinden gelen simya bilgisini kullanarak bir çıkış yolu bulmak zorundadır. Hikaye: Kaan, köyünün tozlu yollarından çıkıp, göz kamaştıran şehir ışıklarının içine adım attığında adeta başka bir dünyaya gelmişti. Burası, büyükbabasının eski simya kitaplarında okuduğu, altın ve ebedi yaşam arayışlarının yapıldığı yerlere hiç benzemiyordu. Şimdi, her şey para üzerine kuruluydu. Zengin bir ailenin malikanesinde çalışmaya başlamıştı. Ailenin başındaki Madam Leyla, geleneksel değerlere inanmayan, sadece maddi başarıyı önemseyen bir kadındı. K...

RUH YOLDAŞIMA XVII

Dalgalı denizin üzerinden güneşin kovaladığı sonbahar bulutlarının gölgeleri kayarak geçer. Bizde koşalım, mesafeleri şimşek hızıyla katederek, mavi gökyüzüne fırtına gibi varalım, yağma edelim bulutları... Havaya gülüşler yayılsın. Günümüzü şarkılarla geçirelim... Eve varmasam olmaz mı? 

Ruh Yoldaşıma

      Denize hayrandık biz. Öylesine durduk kıyıda, ruh ve bedenimiz dalgalarla birlikte ahenk içinde. Deniz kokusuyla donanmış yaşam dolu rüzgar, iki can arasında. Gem tanıyan bir sevgiydi bu; aşktan ileri muhabbetti. Susuz toprağı sulayan, toprak kapları dolduran yağmur gibi, temiz ve serin bir sevgiydi. Islatsın beni ta içime girerek. Huzur ile, kalbi sakin tutan muhabbetti bu.       Gün batımının kızıla dönmüş renginde, muhabbet, mükemmel denk düşmüştü. Martı’nın kanatlarını andıran beyaz bulutlar arasından süzülen, kutsayan kızıl,  bana daha güzel gelir. Hayatın, dostluk vecdi içindeki parlamış dünyevi hisleri yakıp kül eden varlığın saf alevi gibi ışıldar.                                                                       BAHÇIVAN        Kordon boyu, o...

Ruh Yoldaşıma,, Çocukluk (eklenecek metinler var)

      Denize hayrandık biz. Öylesine durduk kıyıda, ruh ve bedenimiz dalgalarla birlikte ahenk içinde. Deniz kokusuyla donanmış yaşam dolu rüzgar, iki can arasında. Gem tanıyan bir sevgiydi bu; aşktan ileri muhabbetti. Susuz toprağı sulayan, toprak kapları dolduran yağmur gibi, temiz ve serin bir sevgiydi. Islatsın beni ta içime girerek. Huzur ile, kalbi sakin tutan muhabbetti bu.       Gün batımının kızıla dönmüş renginde, muhabbet, mükemmel denk düşmüştü. Martı’nın kanatlarını andıran beyaz bulutlar arasından süzülen, kutsayan kızıl,  bana daha güzel gelir. Hayatın, dostluk vecdi içindeki parlamış dünyevi hisleri yakıp kül eden varlığın saf alevi gibi ışıldar.                                                                       BAHÇIVAN        Kordon boyu, o...