Kayıtlar

Aks-i Cihan (3 masal)

Eski zamanların birinde, gökyüzünün kurşun değil de erimiş ayna renginde olduğu, nehirlerin tersine akıp ağaçların yaprak yerine fısıltılar döktüğü **Aks-i Cihan** adında sürreal bir diyar vardı. Bu diyarda kelimeler fiziksel birer ağırlığa sahipti; yalan söyleyenlerin ağzından ağır kurşun bilyeler dökülür, doğruyu konuşanların nefesi ise havada asılı kalan kristal oklara dönüşürdü. Bu ülkeyi yöneten **Zamanın Ötesindeki Sultan**, sarayının tavanına asılı devasa bir sarkacın gölgesinde oturur ve sadece paradokslarla beslenirdi. Bir gün, diyarın en bilge ama en avare gezgini olan **Arel**, Sultan’ın yasaklı rüya bahçesine izinsiz girdiği için yakalandı. Arel’i, havada duran ve hiçbir yere bağlanmayan iki büyük kapının önüne getirdiler. Sol kapının üzerinde dev bir **Gümüş Tüfek**, sağ kapının üzerinde ise gökyüzüne doğru uzayan urganıyla **Mavi bir Darağacı** duruyordu. Sultan, tahtından doğrulup sesiyle zamanı durdurarak o meşhur kanunu fısıldadı: > "Burada her söz kendi kaderi...

uzaylılar Türkiye'yi işgal ediyor

Resim
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Samanyolu Galaksisi’nin en havalı, en yeşil uzaylıları gözlerini Türkiye’ye dikmiş. Devasa uzay gemileri kornalara basarak İç Anadolu semalarına süzülmüş, lazer silahları çekilmiş, "Dünyayı ele geçireceğiz!" çığlıklarıyla Kayseri civarına iniş yapmışlar. Ancak daha "Dünyalı dostum..." bile diyemeden, mahalle muhtarı ve mahalleli elinde bir tepsi tavşan kanı çay, sıcak katmer ve taze sıkılmış portakal suyuyla geminin kapısına dayanmış: **"Aleykümselam ağalar, nemli sıcak basmadan içeri geçin hele, ayağınızın tozuyla aç kalmayın!"** Uzaylılar neye uğradığını şaşırmış. Yaprak sarmasının mantığını kavramaya çalışırken Anadolu insanının o muazzam misafirperverliği karşısında eriyip bitmişler. İşgali hemen o saniye iptal edip mahalleye yerleşmeye, altın günlerine katılmaya karar vermişler. Jest olsun diye de mahallenin yaşlılarına yardımcı olsunlar diye evrenin en gelişmiş, yapay zeka...

Türkiye'nin Göç Tarihi

Türkiye'nin son 60-70 yılına bakınca aslında büyük bir nüfus hareketleri tarihi görülür. Göç, ekonomik değişim ve siyasal gelişmeler toplumun yapısını sürekli yeniden şekillendirmiştir. 1. 1960-1980: Köyden kente ve Avrupa'ya göç 1970'lerde Türkiye hâlâ ağırlıklı olarak tarım toplumuydu. Ancak: Tarımda makineleşme arttı. Küçük çiftçilerin gelirleri düştü. Köylerde nüfus arttı ama iş alanları artmadı. Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri işçi talep etti. Bu nedenle milyonlarca insan: Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelere işçi olarak gitti. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Adana gibi şehirlere göç etti. "İstanbul'un taşı toprağı altın" sözü o dönemin umudunu anlatıyordu. İnsanlar şehirde daha iyi bir hayat kurabileceklerine inanıyordu. 2. Gecekondulaşma ve yeni şehir kültürü Göç çok hızlı olunca şehirler hazırlıksız yakalandı. Gecekondular ortaya çıktı. Altyapı yetersiz kaldı. Köy kültürü şehir hayatına taşındı. Bu dönemde Türkiye...

Aks-i Cihan(masal)

Eski zamanların birinde, gökyüzünün kurşun değil de erimiş ayna renginde olduğu, nehirlerin tersine akıp ağaçların yaprak yerine fısıltılar döktüğü **Aks-i Cihan** adında sürreal bir diyar vardı. Bu diyarda kelimeler fiziksel birer ağırlığa sahipti; yalan söyleyenlerin ağzından ağır kurşun bilyeler dökülür, doğruyu konuşanların nefesi ise havada asılı kalan kristal oklara dönüşürdü. Bu ülkeyi yöneten **Zamanın Ötesindeki Sultan**, sarayının tavanına asılı devasa bir sarkacın gölgesinde oturur ve sadece paradokslarla beslenirdi. Bir gün, diyarın en bilge ama en avare gezgini olan **Arel**, Sultan’ın yasaklı rüya bahçesine izinsiz girdiği için yakalandı. Arel’i, havada duran ve hiçbir yere bağlanmayan iki büyük kapının önüne getirdiler. Sol kapının üzerinde dev bir **Gümüş Tüfek**, sağ kapının üzerinde ise gökyüzüne doğru uzayan urganıyla **Mavi bir Darağacı** duruyordu. Sultan, tahtından doğrulup sesiyle zamanı durdurarak o meşhur kanunu fısıldadı: > "Burada her söz kendi kaderi...

Bortofino

Harika ve ilham verici bir hikaye! Prens Bortofino’nun bu modern masalını biraz daha fantastik, mistik ve görsel olarak zengin bir dille yeniden tasarladım. Sıradan bir uçak yerine göksel bir gemi, İstanbul’un ise o eski, büyüleyici ve tarihi dokusunu işin içine katarak hikayeyi senin için yeniden kaleme aldım: # Gümüş Kanatlı Prens: Bortofino’nun İstanbul Mucizesi Bir zamanlar, bulutların ötesinde, yıldız tozlarından inşa edilmiş **Aurelia Krallığı** vardı. Bu krallığın en meraklı, rüzgarı bile peşinden sürükleyen maceraperest prensi **Bortofino**’ydu. Bortofino, dünyayı sıradan bir araçla değil; kendi tasarladığı, güneş enerjisiyle çalışan gümüş kanatlı gök gemisiyle keşfederdi. Bir gün, gökyüzünün en hırçın fırtınasına yakalandı. Gemisinin gümüş kanatları büküldü ve kontrolü kaybederek yeryüzünün en büyüleyici siluetine, iki kıtanın birleştiği **İstanbul**’a doğru hızla düşmeye başladı. ### Gölgelerden Yükselen Umut Gümüş gemi, tarihi yarımadanın yakınlarında yere çakıldı. İstanbul’...

Kara Kız G Bernard Shaw

Bu kaynak, George Bernard Shaw’un **Kara Kız** adlı eserinin sesli kitap formatındaki bir dökümüdür ve genç bir Afrikalı kadının **Tanrı arayışını** konu alan felsefi bir yolculuğu anlatır. Hristiyan eğitimi alan kahraman, elinde İncil ve topuzuyla ormana dalarak aralarında **vahşi bir yaratıcı**, **tartışmacı bir entelektüel** ve **bilim insanı** gibi figürlerin bulunduğu çeşitli karakterlerle karşılaşır. Bu süreçte karşılaştığı her dini ve felsefi görüşün tutarsızlıklarını sorgulayan genç kız, sonunda **fiziksel sembollerin** ötesine geçer. Hikayenin sonunda, Tanrı'yı soyut bir kavram olarak aramak yerine hayatın ve emeğin içinde, bir **bahçeyi çapalamakta** ve aile kurmakta huzur bulur. Anlatı, insanın manevi hakikati bulmak için yerleşik dogmaları yıkması ve **kendi yaşam döngüsü** içinde bir anlam inşa etmesi gerektiğini vurgular.

Tramvay Muhabeti

Tramvay  Muhabbeti,,  Bindim, yanlamasına sabitlenmiş üç kişilik oturaça oturdum, yanıma iki kadın oturdu,, kadınlar hasret gideriyor, belli,, günden beri görüşmemişler, muhabbet iyi,, biri:"bizim Meral telefondan 800 bin lira dolandırılmış" diğer kadın:'" yazık, nasıl olmuş!?" "" telefondan bi reklam çıkmış, para yatır hemen kazan, bu ilk bir iki kazanmış ama sonra parası gitmiş "..  Ben atladım" benim hanımda 20 bin kaybetti, tanınan birinin videosu var, para yatır şirkete ortak ol, diyo,, yapay zeka yapıyo, çok kandırılan var,,  yasaklandı ama! Kadın :"yasaklanıncaya kadar  giden gitti".... Unutmadan yazayım, birinin kocasının bir şeyi yokmuş aniden kötü olmuş, hastalanmış!!?? Not:20 bin falan hikaye, benim hanım verir mi!!!!