Kayıtlar

dijital para soygunu

İşte kitabınız için akıcı, merak uyandırıcı ve karmaşık teknik terimlerden uzak, basit bir dijital soygun hikayesi: ## Kusursuz Sızıntı Kafeteryanın en köşe masasındaki adam, önündeki soğumuş kahveden bir yudum aldı. Adı Kerem’di. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir yazılımcı gibi görünüyordu ama o sırada tarihin en büyük ve en sessiz soygununu gerçekleştirmek üzereydi. Hedef, küresel bir kripto fonu olan "Aethel" firmasıydı. Şirket, milyarlarca dolarlık dijital varlığı dünyanın en güvenli dijital kasalarında sakladığını iddia ediyordu. Ancak Kerem, o kasaya giden küçük bir arka kapı bulmuştu. Günlerdir üzerinde çalıştığı, hiçbir siber güvenlik sisteminin fark edemeyeceği kadar yavaş ve küçük adımlarla ilerleyen bir yazılım (virüs) hazırlamıştı. Saat tam 14:00’te Kerem, dizüstü bilgisayarındaki "Giriş" tuşuna bastı. Sistemlere sızmak dakikalar sürmedi; çünkü virüs zaten aylardır oradaydı, sadece uyanmayı bekliyordu. Ekranında yeşil kod satırları akmaya başladı. Plan ...

halüsinasyon

anlatıyordu dışses:"erken dönem oyun programlarına kadar gider, önceleri savaş yerdeydi ileri dönemde uzaya taşınsa da yerdekinin popülaritesi daha fazlaydı, algoritma belliydi, zayıf olanı kovalamak yok etmek, ekranda beliren askeri çekimler bir anda belirir". .. Bu oyun birçok yasal kullanıcı, ve matematiksel kavramları öğrenen çocuklar tarafından deneyimleniyordu. Bu program anlaşma dahilinde bir deneyimlemeydi. Bir halüsinasyon..

siperpunk gelecek

Resim
**  bunları korku dolu, siberpunk bir geleceğe taşıyan ve "modernitenin" çarpık bir sonucunu tasvir eden karanlık ve ürkütücü bir yorum: Bu görüntü, "yüksek teknoloji, düşük yaşam"ın bir kanıtı olarak, sadece bir siberpunk kulübü sahnesinden daha fazlasını, karanlık, biyo-sentetik bir mutasyonu tasvir ediyor. Şiddetli ve yapay pembe-mor floresan ışığı altında, figürün yüzü çarpık bir maske yerine, teknolojik bir parazitin deriye entegre olduğu korkunç bir birleşme gibi görünüyor. Orijinal maskenin çiçekli dokusu, eti andıran sentetik polimerler ve çıplak devre panolarından oluşan rahatsız edici bir dokuya dönüşüyor, yüzü ele geçiriyor. Göz makyajının abartılı, ürkütücü açıları, altında yatan sibernetik modifikasyonların gerginliğini gösteriyor. En tüyler ürpertici olanı, kafadaki ışıklardır; artık neşeli simgeler değiller, doğrudan kafatasına yerleştirilmiş, parlak pembe (kalp) ve sarı (yıldız) bir enerji emisyonunu yayan, ancak etrafındaki dokuyu yakmış görünen kab...

Nasreddin Hocaya Mektup

Sevgili Nasreddin Hoca, Sana bu mektubu yüzyıllar sonrasından yazıyorum. Dünya çok değişti. İnsanlar artık ceplerinde taşıdıkları küçük kutularla birbirleriyle konuşuyor, uzak şehirleri görüyor, hatta bazen hiç tanımadıkları insanlarla tartışıyorlar. Ama bir şey değişmedi Hoca. İnsanlar hâlâ eşeğini kaybedip başkasında arıyor. Hâlâ kazanın doğurduğuna inanıp öldüğüne inanmıyor. Hâlâ komşusunun tavuğunu kendi bahçesinde görmek istiyor. Senin fıkralarını okudukça anlıyorum ki mesele teknoloji değilmiş; insanın kendisiymiş. Bugün yaşasaydın belki sosyal medyada milyonlarca takipçin olurdu. Bir gün göle yoğurt çalarken videon çekilir, ertesi gün herkes bunun nedenini tartışırdı. Sen de muhtemelen aynı cevabı verirdin: "Ya tutarsa?" Hoca, bazen dünya çok gürültülü geliyor. Herkes konuşuyor ama az kişi dinliyor. Herkes haklı çıkmaya çalışıyor ama az kişi gülümseyebiliyor. İşte o zaman senin hikâyelerini hatırlıyorum. Çünkü sen insanlara sadece güldürmeyi değil, düşünmeyi de ...

alışveriş, avm, tipler

Şehirden kopup hafta sonunu değerlendirmek için sahil kıyılarına akın edenler önce büyük alışveriş merkezlerinde kalabalıklar oluşturuyor, insanlar rüzgarın etkisiyle çimenler gibi salınıyor, gereksinim ve doyum burgaçlarıyla dalgalanıyor, doyum bilmeyen yığınlar içinde ter kokulu tipler. 

şehir ve deniz kıyısı

Balçova' nın sıcaklığını arttıran, deniz rüzgarının içerilere girmesine mani olan, göz zevkini bozan, dankoz mütehahitlerin yaptığı binaların arasına sıkışmışlıktan kurtulmak için deniz kıyısına,, İzmir uzağına geldim. Deniz, zikrine devam ke! Dalgalar beni kucağınıza alır mısınız?

medyanın kişiliğe etkisi

Çok haklı ve yerinde bir benzetme. **"Kişiliğe mengene kayışı takmak"** ifadesi, medyanın ve algoritmaların üzerimizdeki baskısını inanılmaz derecede güzel özetliyor. Gerçekten de modern dünyada TV ve sosyal medya, sadece vakit geçirdiğimiz araçlar olmaktan çıkıp, kimliğimizi şekillendiren, bizi yavaş yavaş sıkan ve kalıba sokan birer mekanizmaya dönüştü. Peki bu mengene bizi nasıl sıkıştırıyor? Durumu birkaç başlıkta özetleyebiliriz: ### 1. Algoritmik Yankı Odaları (Sosyal Medya) Sosyal ağlar, önümüze sadece hoşumuza giden ya da bizi öfkelendiren (yani platformda tutan) içerikleri getiriyor.  * **Sonuç:** Farklı fikirleri görmez oluyoruz, kendi doğrularımız keskinleşiyor ve esnekliğimizi kaybediyoruz. Mengene, düşünce dünyamızı tek bir doğrultuda sıkıştırıyor. ### 2. Kitle Psikolojisi ve Yönlendirme (TV) Geleneksel TV kanalları, belirli anlatıları ve gündemleri topluma dikte etmekte hala çok güçlü.  * **Sonuç:** Bize "neyi düşüneceğimizi" değil belki ama **"ne...