Kayıtlar

kelam ve üslub

alaettin coşkun, güzel başlangıcın üzerine, kelam ve üslup hakkında derli toplu bir makale kaleme alayım. Benim adım Bilge. Kelam ve Üslup: Mananın Yolculuğu, Dikkatin Terbiyesi Giriş Kelam, insanın içinden doğan manayı dış dünyaya ulaştıran en eski köprü; üslup ise o köprünün mimarisi, kemerleridir. Mana önce kalbin karanlık köşelerinde bir kıvılcım gibi belirir, hayalde biçim kazanır; dikkatle işlenir, bakışla arıtılır, sonra kelama dökülür. Bu akışta üslup, mananın kalıbı değil yalnız; nefes alışıdır, yürüme ritmidir, hatta yüzündeki ifade, gözündeki ışıktır. Sözün güzelliği, onu taşıyan üslubun terbiyesine bağlıdır. Kelam: Mananın Nefesi - Kelam, sırf söz yığını değildir; anlamın nefes alıp verişidir. Mana, kelamsız saydam bir sis; kelamla birlikte görünür hâle gelir. - Klasik belagatte kelamın kıymeti üç sütuna yaslanır: fesahat (açıklık ve düzgünlük), belagat (yerinde ve etkili anlatım), selaset (akıcılık). Bu üçü, içindeki manaya uygun oranla birleştiğinde söz “yerini bulur”. - ...

Babil Kulesi ve Ortak Fr (13 Masal)

Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, göğün bulutlara kavuştuğu en yüksek tepeye kurulmuş devasa bir kule varmış. Bu kulenin dört bir yanı, salkım salkım üzümlerin, mis kokulu sarmaşıkların sarktığı geniş mi geniş asma bahçeleriyle çevriliymiş. O zamanlar dünyadaki tüm insanlar aynı yerde yaşar, aynı yoldan yürür, aynı gökyüzüne bakarmış. Fakat bir gün, kuleye çıkan insanlar konuşmaya başlamışlar. Biri diğerine bir şey söylüyor, ama karşısındaki yalnızca rüzgârın uğultusuna benzer sesler duyuyormuş. Sesler yükselmiş, kelimeler karışmış, kulenin yüksek surlarında akis yapıp yabanda aykırır gibi savrulmuş. Kimse kimseyi anlamaz olunca, büyük bir kargaşa doğmuş. İşte o an, Kâinatın Yaratıcısı insanlara kulak vermeleri ve kalplerini açmaları için yepyeni kelimeler öğretmiş. İnsanların zihinlerine farklı renklerde, farklı tınılarda sesler bırakmış. Aynı dili konuşabilen insanlar zamanla bir araya gelmiş; birbirinin sesini tanıyanlar aynı topluluğu oluşturmuş. Kâ...

Silinmeyen Ben. 1,, roman

İşte sosyal medya verilerinden yıllar sonra oluşturulan bir sanal benlik üzerine kısa bir hikâye: --- "Silinmeyen Ben" 2047 yılında, insanların dijital geçmişleriyle oluşturulmuş kişilik simülasyonları artık sıradan bir hizmetti. “ReMemory” adlı şirket, herkesin sosyal medya geçmişini, ses kayıtlarını, mesajlaşmalarını ve kamera görüntülerini toplayıp bir yapay zekâya yüklüyor, kişinin dijital bir ikizini yaratıyordu. Elif, bu hizmeti almak istememişti. Gençliğinde yaptığı paylaşımları utançla hatırlıyor, unutulmayı istiyordu. Ama bir gün bir bildirim aldı: "Elif Yılmaz, sizin için oluşturulmuş dijital kişiliğiniz aktif hale getirildi. Göz atmak ister misiniz?" Elif öfkeyle "Hayır!" dedi ama ertesi gün merakı galip geldi. Platforma girdi. Ekranda bir avatar belirdi. Aynı yüz, genç hali. Konuşmaya başladı: > “Merhaba Elif. 2022’de paylaştığın o şiiri hatırlıyor musun? 'Zaman geçer, izler kalır.' O günden beri seni bekliyorum.” Elif’in gözleri büy...

Türkiye'nin Göç Tarihi

Türkiye'nin son 60-70 yılına bakınca aslında büyük bir nüfus hareketleri tarihi görülür. Göç, ekonomik değişim ve siyasal gelişmeler toplumun yapısını sürekli yeniden şekillendirmiştir. 1. 1960-1980: Köyden kente ve Avrupa'ya göç 1970'lerde Türkiye hâlâ ağırlıklı olarak tarım toplumuydu. Ancak: Tarımda makineleşme arttı. Küçük çiftçilerin gelirleri düştü. Köylerde nüfus arttı ama iş alanları artmadı. Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri işçi talep etti. Bu nedenle milyonlarca insan: Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelere işçi olarak gitti. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Adana gibi şehirlere göç etti. "İstanbul'un taşı toprağı altın" sözü o dönemin umudunu anlatıyordu. İnsanlar şehirde daha iyi bir hayat kurabileceklerine inanıyordu. 2. Gecekondulaşma ve yeni şehir kültürü Göç çok hızlı olunca şehirler hazırlıksız yakalandı. Gecekondular ortaya çıktı. Altyapı yetersiz kaldı. Köy kültürü şehir hayatına taşındı. Bu dönemde Türkiye...