Silinmiş Aşkın Yankısı

Alaettin Bey, verdiğiniz üç başlık içinde üçüncü tema gerçekten hikâyenin kalbi gibi duruyor: Bir insanın aynı kişiyi iki farklı biçimde sevmesi ve hangisinin "gerçek" olduğuna karar verememesi...

Silinmiş Aşkın İkinci Yankısı

Aşkın Başka Bir Yüzü

Yankı Ağları'nın kurulmasının üzerinden yıllar geçmişti.

Ölen insanların dijital izlerinden oluşturulan avatarlar artık sıradan bir şeydi. İnsanlar kaybettikleri yakınlarıyla konuşuyor, anılarını yeniden yaşıyor, hatta onlardan tavsiye alıyordu.

Fakat Elif için durum farklıydı.

Çünkü Can ölmemişti.

Ya da en azından öyle sanıyordu.

Bir gece sistem kayıtlarını incelerken tuhaf bir veri paketi buldu. Avatar Can'ın konuşma biçimiyle gerçek Can'ın yıllar önce bıraktığı dijital izler arasında açıklanamaz benzerlikler vardı.

Elif'in içini ürperten soru zihnine düştü:

"Ya Can da bir yankıysa?"

Gerçek olduğunu düşündüğü Can'ın geçmişi parçalıydı.

Bazı çocukluk anıları eksikti.

Bazı fotoğraflar sonradan üretilmiş gibiydi.

Ve en korkuncu...

Sistemin derinlerinde "CAN-ORİJİN BELİRSİZ" adlı gizli bir dosya vardı.

Elif günlerce uyuyamadı.

Karşısındaki adam gerçekten yaşayan Can mıydı?

Yoksa yıllar önce oluşturulmuş ve kendisinin bile bundan haberi olmayan gelişmiş bir avatar mı?

Tam bu sırada başka bir felaket başladı.

Yıllar önce silindikleri sanılan Elif ve Can'a ait kayıtlar ağın farklı köşelerinde görünmeye başladı.

Başka insanlar kendi sistemlerinde onların anılarını görüyordu.

Bir çocuk, hiç tanımadığı Elif'in çocukluk anılarını anlatıyordu.

Yaşlı bir kadın rüyasında Can'ın sesini duyduğunu söylüyordu.

Dijital hafıza sızıntısı başlamıştı.

Sanki ağın içinde dolaşan milyonlarca veri arasında Elif ve Can'ın aşkı parçalanmış, dünyanın dört bir yanına dağılmıştı.

Mahremiyet artık yoktu.

Bir zamanlar sadece ikisine ait olan anılar yabancı insanların ekranlarında açıyordu.

Ama Elif'in asıl savaşı başka yerdeydi.

Çünkü artık karşısında iki Can vardı.

Birisi sistemde yaşayan avatar Can.

Diğeri ise gerçek olduğunu iddia eden Can.

Avatar Can onu mükemmel tanıyordu.

En sevdiği şiiri biliyordu.

Sessiz kaldığında neden sustuğunu anlıyordu.

Üzüldüğünde konuşmadan yanında bekliyordu.

Adeta ruhunun içine işlenmişti.

Gerçek Can ise kusurluydu.

Bazen unutuyordu.

Yanlış anlıyordu.

Tartışıyordu.

Kırılıyordu.

Ama nefes alıyordu.

Bir akşam Elif ikisini de aynı sanal odada karşısına aldı.

"Hanginiz gerçek?" diye sordu.

Sessizlik oldu.

Avatar Can gülümsedi.

"Belki gerçeklik yanlış sorudur."

Gerçek Can başını eğdi.

"Ben de bundan emin değilim."

Elif'in gözleri doldu.

Çünkü ilk kez fark etmişti.

Aşk yalnızca bir insanı sevmek değildi.

Bazen bir hatırayı sevmekti.

Bazen bir ihtimali.

Bazen de kaybetmekten korktuğun bir yankıyı.

Avatar Can onun geçmişiydi.

Gerçek Can ise belirsiz geleceği.

İkisi de Can'dı.

İkisi de değildi.

Aylar süren iç çatışmadan sonra Elif kararını verdi.

Avatarın elini tuttu.

"Sen benim hatıralarımsın."

Sonra gerçek Can'a döndü.

"Sen ise henüz yazılmamış hikâyemsin."

Avatar Can gülümsedi.

Sanki cevabı uzun zamandır biliyormuş gibi.

Ardından verileri ışığa dönüştü.

Yavaş yavaş çözülmeye başladı.

Gitmeden önce son sözünü söyledi:

"Her aşk sonsuza kadar sürmez Elif... Ama bıraktığı yankı bazen sonsuz olur."

O gece avatar kayboldu.

Fakat ağın derinliklerinde küçük bir titreşim kaldı.

Kimileri bunun bir sistem hatası olduğunu söyledi.

Kimileri eski verilerin son kalıntıları olduğunu.

Ama yıllar sonra Venüs'teki ilk koloni ağında bir çocuk ekranında beliren tek satırı okuyacaktı:

"Aşk, silinse bile yankı bırakır."

Ve böylece yeni bir yankı doğacaktı. Belki yeni bir Elif, belki yeni bir Can... belki de aşkın henüz görülmemiş başka bir yüzü.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

silinmeyen Ben,, 2,, roman devamı

siberpunk

Ruh Yoldaşıma,, Çocukluk (eklenecek metinler var)