Nasreddin Hocaya Mektup

Sevgili Nasreddin Hoca,

Sana bu mektubu yüzyıllar sonrasından yazıyorum. Dünya çok değişti. İnsanlar artık ceplerinde taşıdıkları küçük kutularla birbirleriyle konuşuyor, uzak şehirleri görüyor, hatta bazen hiç tanımadıkları insanlarla tartışıyorlar.

Ama bir şey değişmedi Hoca.

İnsanlar hâlâ eşeğini kaybedip başkasında arıyor. Hâlâ kazanın doğurduğuna inanıp öldüğüne inanmıyor. Hâlâ komşusunun tavuğunu kendi bahçesinde görmek istiyor.

Senin fıkralarını okudukça anlıyorum ki mesele teknoloji değilmiş; insanın kendisiymiş.

Bugün yaşasaydın belki sosyal medyada milyonlarca takipçin olurdu. Bir gün göle yoğurt çalarken videon çekilir, ertesi gün herkes bunun nedenini tartışırdı. Sen de muhtemelen aynı cevabı verirdin:

"Ya tutarsa?"

Hoca, bazen dünya çok gürültülü geliyor. Herkes konuşuyor ama az kişi dinliyor. Herkes haklı çıkmaya çalışıyor ama az kişi gülümseyebiliyor. İşte o zaman senin hikâyelerini hatırlıyorum. Çünkü sen insanlara sadece güldürmeyi değil, düşünmeyi de öğrettin.

Eğer bir gün zamanın ötesinden bu mektup sana ulaşırsa, bil ki fıkraların hâlâ anlatılıyor. Çocuklar sana gülüyor, büyükler seni anlamaya çalışıyor. Ve sen, aradan geçen onca yıla rağmen insanların aynası olmaya devam ediyorsun.

Eşeğine, Akşehir'e ve göle selamlar.

Saygı ve muhabbetle,

Bir okurun
2026 yılından ✍️📜

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ruh Yoldaşıma,, Çocukluk (eklenecek metinler var)

silinmeyen Ben,, 2,, roman devamı

siberpunk