#almanyalı Ahmet
ALMANYALI AHMET (BERBER AHMET)
……öncesi, günlükte- notlarda (7 Nisan 25) veya Çayhane Hikayeleri
Aslen Karamanlı. Karaman’ın Hecceler köyünden İstanbul’a gitmiş. Daha önce İstanbul’a göçenlerin yanında kalmış Dolapdere’de bulunmuş. Kalite adam. Güngörmüş günler görmüş! Tarlabaşı hikayeleri var! On altı yaşında, hemşehrilerinin yanına gelmiş. Köyden samimi bir arkadaşı çağırmış, o da gelmiş. Ahmet abi, dört kardeşten en ufağıymış. Tarlabaşı’nda bir berberde çalışmaya başlamış. Pavyonda çalışan bir kadın bir apartman kıralamış, odalarını tek tek kiraya veriyormuş. Hemşehrilerinin yanından ayrılıp, orada orada kalmaya başlamış. İlk iş, gramofon ve Hafız Burhan’ın taş plağını almış. Devamlı makber şarkısını dinliyormuş.’’ Her yer karanlık pür-nur o mevkin…’’ Sonra Malatyalı Fahri Kayahan dinlemiş. Malatyalı Fahri’nin hikayesinden etkilenmiş. Hikaye acıklı! Malatyalı Fahri, birini sevmiş, sevdiği kadına iftira atmışlar; ahlaksız demişler. Bu da kaçmış Şam’a gitmiş. Şam’da kalamamış geri dönmüş. Dönmesine dönmüş de iftiralara dayanamayan sevgilisi, kendini öldürmüş. Fahri, bundan sonra bunalım takılmaya başlamış, damar şarkılar yapmış. Ahmet, berberde traşa devam!
- Bir gece, saat 12 de biri kapıyı tıklatıyor. ‘Ben kapıyı kapattım temizlik yapıyom. Tak tak cama vuruyor. Açtım. ‘’Bi yüzlük bozar mısın?’’ dedi. ‘’ Yok’’ dedim’’ O zamanlar 100 lira büyük para. Lokantada pilav- pasulye 60 lira… Nasıl bozucam?’ Bu ‘’ Sen beni tanıyon mu?’’ dedi ‘ Yok tanımıyom’’ dedim. Bu ‘’ Ben Sivas’lı Erdal. Beni iyi tanı’’ dedi, çekti gitti. Saçları kınalı gibi, kırmızı kafa yani! İyi giyimli, takım elbise giymiş, üstü başı temiz, ayakkabılar boyalı!
Ertesi gün, akşama doğru geldi. ‘’ Dün hata yaptım, kusura bakma, gel karşıda iki tek atalım. ‘’ dedez mi!
Karşıda Ermeninin çalıştırdığı meyhane var. Benim dükkanın karşısı, tanıyom adamları, gittik. Sivas’lı masayı donattı. Bir ufak rakı söyledi. Keyfimiz iyidi-
‘-Ahmet abi, hesabı ödedi m? - Ödedi ! Ödedi!
Çaycı Şaban olaya dahil oldu ‘’ O içtiği çayın parasını bile verirdi. Bilmem ama hep parası vardı. Para bir yerden geliyordu!’’ Şaban, Dolapdere’de bulunmuş. Bilir!
Berber Ahmet, anlatmaya devam dedi! – Kumarhane çalıştıran, mafya tipi, Kürt İdris denen birinin adamı olduk. Rum kahvesini bastık. Ermeni Harekel var, kaçıyor. Yenişehir sahasında polis ekibine denk gelmiş. ‘’ Koşun, yetişin, bizi öldürüyorlar’’ Polisler bize bi daldı. Başka ekip geldi. Kaçan kaçtı. Beni, ekip arabasına attılar. Bizi, ileride arabadan indirdiler. Birkaç arkadaşı öbür araba ile merkeze götürdüler. Biz de gittik! Neyse ! Kavga işte! Onlarda serbest bırakıldı. Tarlabaşı’nda olay bitmez’ Durum kel, acele gel!
Berber Ahmet, Karamanlı Ahmet, Dolapdereli Ahmet, adamın dibi! Gün görmüş geçirmiş! Kürt İdris, kumarhaneci Nurettin’i pusuya düşürüp öldürünce Ahmet Kürt İdris’ten soğuyor onu bırakıyor, ayrılıyor. Kürt ile Nurettin bir akşam atışıyorlar. Birbirinin ayağına sıkıyorlar gibi bir şey yapıyolar.. Olayı Nurettin’in annesi duyuyor. O da Tarlabaşı’nda oturuyor. İkisini eve çağırıyor, barıştırıyor… Sonra Kürt İdris, adamını Nurettin’e gönderiyor,’’ Abi gel, senle görüşmek istiyor.’’ ‘’ Yaa, geç oldu, eve gideyim’’ Adam yalvarıyor. ‘’ Abi gel gelmezsen bizi marizler’’ Kürdün adamı ağlayacak nerdeyse’ Nurettin’de gidiyor. Kürdün yazıhanesine giriyor, koltuğa oturuyor. Ne içersin falan filan bu arada ışıklar sönüyor, Nurettin’in üzerine kurşunlar yağıyor. Nurettin’de sıkıyo ama boşuna. Otuz kişi vardır, kurtulmak zor!..._ Nurettin’in kumarhanesi Yeşilçam sokağında, İdris Tarlabaşı’nda, iki katlı altı kahve üstte oyun oynatıyor. Bunlar meşhur olmak, aga olmak derdinde!
Kumarhaneci Hikmet Kars’lı, Kürt İdris Malatya’lı. . İdris, çok insanın yerine çökmek istiyor onun için öldürdü. Dolapdere’de Rum evlerini genelev yapmak istiyodu. Ermenilerin kahvesini basıyolar. Bir yerlerden İstanbul’a gelmişsin. İstanbul’un ağası benim demek için öldürüyor. Anadolu yakasının haracını sen ye ben bu yakayı! İDündar K…., İdris’e: ‘’ Kürt sen Anadolu yakasına bak, ben Rumeli yakasına. Pay ediyorlar… Dündar K…., sigara, haraç işine bakar.Dündar K…. Ya devletin adamı ya da polisle iyi geçiniyor. Karakolun kömürünü alır, arabasına benzin kor! Ama, İstanbul’u kimseye vermezler! Bunu bilmek lazım!
--Nurettin öldürülünce, Dolapdere’de bir deli: ‘’Nurettin öldü! Nurettin öldü’’ diye bağırarak yürüdü… Kürt İdris’in namı yürür mü? Ahmet abi devam ke; gençler İstanbul’a göç ediyor. Kürt İdris, bunlara sahip çıkıyo, takım elbise, cebine para, yatacak yer, karı zaten var. Bedavaya kendi ordusunu kuruyor. Nurettin’in abisi var Fethi. Fethi, bir akşam, Harem otogarda, bir kıza saldan on kişiyi pert ediyor. Bu kız, Gebze’li. Babası fabrikatör. Kız, babasına olayı anlatıyor. Babası, ‘’o genci bana getirin. Fethi geliyor… Kızla evleniyor veya zorla evlendiriliyor. Fabrikanın başına geçiyor. Çoluk çocuğa karışıyor… Yıllar sonra abisi öldürülünce, annesi öcünü al diyor. Fethi ‘de ‘’ anne benim çocukları var, işim var, yapamam’’ diyor.. Ama Fethi, Gebzeli Fethi, namı da var, Kürdün yularını az da olsa çekiyor.
Berber Ahmet’ de Almanya’nın yolunu tutuyor. Berber Ahmet de hikaye çok. Yaşamış adam. Karaman Hecceler’de geçen bir olayı hikâye etti.
‘’Asker gidicem. Yıllardır İstanbul’da kalıyom. Anneme ve babama gideyim hasret gidereyim. Böyle bir sevinsinler diye Karaman’a gittim. Cumhuriyet bayramı, Topuzoğlu’da bayram diye izine gelmiş. Yaşı elli beş ama! Akşam arkadaşın berber dükkanında çaya konyak koyduk içiyoz! Yanda kahve var. Topuzoğlu, kahveye daldı. Yaygara gürültü. Kahvede iki yüz kişi vardır, herkes çil yavrusu gibi dağıldı. Kahvede kimse kalmadı. Bu, ordan çıktı bizim yanımıza geldi. ‘’Ne içiyonuz? Ooo bunlar koktey yapmış içiyo’’ Ben usturayı aldım, arkamda tutuyom. Kesicem. Kafaya koydum. Ama bu yalnız değil, arkadaşları var. Biri savcının oğlu biri emlakçının oğlu. İki arkadaşı dışarda duruyor. Bunlar benim ustura aldığımı gördüler. Hemen telaşla’’ Topuz gel ya! Boş ver! İşimiz var, hadi gidiyoz.’’ Topuzoğlu’nu aldılar. Benim arkadaş nasıl kaçıyo ayakları götüne değiyor. O da toz oldu.. Topuz oğlu sakat adam. Bu bir arkadaşıyla karı ayarlamış, fayton ile gezmek istiyorlar, kafaları kıyak. Şehrin dışına çıkmak istiyorlar, faytoncu kabul etmiyor, faytoncuyu öldürüyolar. Topuzoğlu ilk hapise böyle giriyor! Bu elli beş yaşınsa hapisten çıkıyor askere gidiyor. Asker sonrası taksicilik yapıyo. İki kadın bunun arabaya biniyo. Kadınlar Aralarında ‘’ bu adam varmış çok belaymış, köyün belalısı, adam da öldürmüş, diğer kadın ‘’ adı topuz mu ney miş’’ . Direksiyondaki Topuzoğlu ‘’ o adam benim ,Topuzoğlu benim’’ Kadınlar ‘’ aaa oğlum, güzel oğlum’’ deyip, taksiden iniyolar..
Ya neler neler! Durum kel acele gel! Ya iişte!
Caski vardı bide! Caski hapisten yeni çıkmıştı. Hecceler mahallesisin yakışıklı bir kasabı vardı. Genç, uzun boylu, aslan gibi bir çocuktu. Kasap, Caski’ye sofra kuruyo beraber içiyolar. Neyse başka bir gün yine içkiye gidiyolar. İçiyolar. Caski, silahını çıkarıyo, masanın üstüne koyuyo. ‘’Bak seni istesem vururum’’ Kasap’’ Ya onu sok beline ne alakası var şimdi’’ Vurursun vuramazsın. Caski, tek atışta kasabı vuruyor. Öldü çocuk. Yazık oldu. Çok yakışıklıydı. Eee! Caski için hapishane en iyi yer. Dışarda ne yapıcak? Hapishanede ekmek elden, su bedava’ Yat gitsin!
Berber Ahmet, asker gidiyor. Askerden sonra Karaman’a gidiyor. Dükkan açıyor. Evleniyor. 1967 de Almanya’ya gidiyor. Ahmet abi, Almanya’dan emekli. Daha çok Türkiye’de kalıyor.
- Ahmet abi, Almanya’da iki maaşla araba alınıyormuş?
- İnanma. Burdan oraya giden, hemen araba alamaz. Ev tutacak kira vericek, elektrik var, ısınma var, bide geçinecek. Olmaz. Ben gittiğimde heimde ( apartman, bir odasında kalınıyor,locman gibi) kaldım. İlk SABA televizyon fabrikasında çalıştım. Tanıdıklar vesile oldu Köln’e gittim,FORD’da çalışmaya başladım. Maaşım iyidi. FORD’da çalışanlara arabayı iskontolu veriyorlardı. Örnek diyom,araba üç bin liraysa, iki bin üç yüze veriyodu.
- Ev nasıl alınır. İki senede ev alınıyo diyolar.
-O daha zor. Sekiz seneden sonra ya Alman olursun(kimlik almak) ya da öyle kalırsın. Sana, her Almanın sahip olduğu hakları verir. Ev alırsın o da taksitle, maaşından kesilir.
-Giden gelemiyor. Benim bir arkadaşımın burda beş dairesi var yine de dönüp gelemiyor.
- Benim biladerin evi var. Şimdi yirmi milyon eder. Çok lüks. Boş duruyo. Gelemiyo. Orda torunları varmış! Almanya’da işten çıktın mı iş bulman zor. On sekiz ay işsizlik parası alıyon, ondan sonra bir alt kurumu dört yüz Euro ödeme yapıyor. Bu aylıkla sürünür. FORD fabrikasında 35 bin işçi vardı,çıkardı şimdi 2 bin 3 bin işçi kaldı. Ahmet abinin oğlu, ‘’ bir –bir buçuk sene sonra fabrika kapanır ‘’ demiş.( (sene 2025) Almanya’da işçi saat ücreti pahalı. Fabrikalarını başka ülkelere taşıyor, işçi ücreti ucuz olan ülkelere taşıyor. En kiraları yükselmiş. Pahalılık var. Ekmek 3 euro dan 10 euroya çıkmış. Almanya’da gıda hep başka ülkelerden gelir. Sanayi ülkesi ya! Sadece patates ağırlıklı üretiyor,eti var zaten! Almanya’da işsiz çok. Millet işsiz. İddia oynayan çok. Metroya inerken önünü kesiyolar, soyuyorlar. Hele gece, kızlara sarkıntılık ederler.
-Metro sakat desene!
--Ben çalıştığım fabrikanın lojmanında kalıyodum. Aylık kirası ucuzdu. Ev güzeldi, privat! O evi hanımı hasta olunca vermişler. Öyle lojman için belediyeye gidicen, işlemi çok! Şimdi kiralar fazla, !500 euro alan 1400 ev kirası vermek zorunda. Yardım parası alıyorsa bisiklet bile alamaz, araba hiç, nerden aldın derler, maaşını keserler. Türkiye’de herkes emekli! Yaşlılık parası var. Hasta bakım parası var! Almanya’da ayrılan, kadına nafaka öder! Benim evin orda kahvede emekli baş çavuş var.’2 Türkiye’de demokrasi yok’’ diyo. Ben de’’ Demokrasi olmasa burda oturabilir misin? 24 saat otyr kimse bir şey demez! Almanya zor : İşsiz biri gelir sana çarpar, dokanır. Sen dokandın mı kendini yere atar bayılır.
- Neden?
-Şikayet eder, darp etti der, para alır
--Ahmet abi,bir Almanya’dan bir arkadaşım ‘’ Biz burada iyiz. Size Allah yardım etsin’’ diye mesaj attı.
-Onlar, izine gelemez. Parayı harcayamaz. Euro değerli ya! Yastık altına, halının altına saklıyolar.
-Hadi ya!
-Onları dinleme boş ver! Yirmi sene annesini görmeyen var. Türkiye’ye para yetmiyor. Gittiğim bir birahane vardı, başka içkilerde var. Ben giderdim. Birahanenin üstünde bir Türk otururdu. On beş sene birahaneye inmemiş. Yek bir çay içmemiş. Tek yaşıyor. Ölüyor. Kırk gün sonra polis gelip kapıyı açtı. Kurtlanmış. Hep para biriktirmiş. Oğlu Türkiye’den gelip cenazeyi aldı. Bu kurtlanınca kurtçuklar aşağıya , birahaneye inmeye başladı öyle fark ettik! Kaçak giden, orda çalışma şansı yok. Almanya’da çalışan Karamanlı biri izine geliyor Yan komşusu kadın, ondan oğlunu Almanya’ya götürüp orda çalışmasını istiyor. Götürüyor bu! İyi ki sınırda yakalanmamış. Çocuk esrar götürmüş yanında satmak için!
Almanya’da kumar yaygın. Devlet casinoları var. Bir Türk sokağı var, hep Türkler dükkan açmış. Birahane, kumarhane, kahve, Almanya hükümeti bunlara ses çıkarmıyor &. Fio, 7. Filo kumarhane isimleri. İş arkadaşım vardı, Ali Faik kumarhanesi var.Masada uyurdu. Hem ford’da çalışıyo hem kumarhane işletiyor. Nasıl oluyosa!
Yusuf vardı. kumardan kalkıyo dönercide çalışıyo sonra lokanta açıyo, her gün üç tane 1200 kg döner sarardı, çok zengin oldu. Kumarda hepsini kaybetti. Baden Baden kasabasında, kumarhane var. İstanbul’dan gelip burada bir gecede 500 bin Euro kazanan var. Sonra arkadaşının emanet 250 bin lirasını kaybeden var ve 500 bin kaybeden var. Kumarcının kumarcıya beş kuruşu geçmez!
Bir genç vardı, Recep; yakışıklı, çoluğu çocuğu var evi var İstanbul’da üç dairesi var. Bunlar karı koca çalışıyordu. İşleri de iyiydi. Sonra bunlar işi bıraktı. Kumarhane açtı. Bir sürü kollu makinesi de vardı. İyi para kazanıyordu! Biri bunu kumara alıştırdı. Barbut – zar- atılan bir kumarhaneye alıştırdılar bunu. Zarlar yuvarlak yani köşeleri oval. Kurbiyer (Krupiye) atıyor zarları, masanın etrafında belki kırk kişi var. O, ona gider yapıyor öbürü ona gider yapıyor. Recep‘e sıra gelmesi zor. Gelicek de….!Ne ev kaldı, ne işi, ne de ailesi, dağıldı gitti. Çocuğuna 50 bin lira kredi çektirdi onu da ödeyemedi. Çocuğu bile tanımaz oldu. Recep iyi giyinirdi. Kravatsız gezmezdi. Belinde silahı ! Uzun boylu, aslan gibiydi. Yazık oldu. Çok hırslıydı. Hırsı ona zarar verdi. Onu zara alıştıranlar da kayboldu!, terk ettiler. Recep’i en son bir yerde gördüm, sefil olmuş. Bana 1500 mark borcu vardı, onu bile istemedim, gitsin dedim. Yazık oldu gence!
Ahmet abi ‘’ Ben hep batakhanelere gittim. Bitirimhanelere gittim. Gittiğim yerler oralardı!!’’
Bu Kastal çay ocağı ilginç yerdir. İlginç kişilikler var. Berber Sinan, her öğlen karşı fırından gevrek alır yer. Berberler pinti olur savını onaylar gibi! Sinan, Balçova’da en hızlı sakal tıraşı yapan berberdir. Ben traş olurken TV’den müzik dinlemek isterim. İlk traşa gittiğimde TV de haberler açıktı, ‘’müzik çalıyo mu dedi ’’ TV ayarsız, başka kanal çıkmıyo’’dedi. ‘’Sinan, yeme beni’’ Neyse sesini kıstı. Sonraki gidişlerimde müzik açıyordu. Berber Sinan, işinde gücünde, evden işe, işten eve. Arada ailesiyle özellikle Pazar günleri geziyormuş. Arada bir de ufaktan götürüyor o da dükkanı kapattıktan sonra Plastik ve ambalaj dükkanı sahibi Gürcan, dükkanın önünde; kayın biladeri, iki oğlu, bazan Ahmet abinin Rus dediği suratsız ile götürürler, hafiften içerler dağıttıklarını görmedim, hafiften yani. çaktırmadan götürürler! Gürcan’ın Büyük oğlu var, temiz çocuk. Bazan onla Mozart’ın Türk marşını birlikte söyleriz, ağzımızla, birlikte, bi inceden hoş olur. Ama oğlan kardeşi felaket iyidir, uzaktan ‘’ Ne haber Alattin ani’’ ‘’ Süper. İyim’’ ‘’ ’’ Kendine popüler davran’’ ‘’ Eyvallah! Sen de!’’ gürcan’9n kayın biladeri kıyak adamdır. Kibar, centilmen. Selam sız geçmez. Ben de öyle! Arada bize çay ısmarlar:
Şaban’ın , üç aylar ve ramazan hariç, on beş günde de bir ,Ahmet abi ile, spor ayakkabı satan gülerek incitmeden satan Aydoğan ile ocakta içerler Fazla sinek olmaz üç kişi en fazla dört kişiyle ,etrafa rahatsızlık vermeden içerler! Şaban, bazan tek takılır.
Şaban kumar hastalıktır dedi ya; bunun teyze oğlu
Yorumlar
Yorum Gönder