Kayıtlar

YAHYA DERESİ ÇOCUKLARI

Resim
YAHYA DERESİ ÇOCUKLARI     Eski mahallenin sokakları artık tanınmaz olmuştu. Beton blokların arasına sıkışmış dar yollar, bir zamanlar çocuk sesleriyle yankılanan boş arsaları çoktan yutmuştu. Ama dere hâlâ oradaydı; biraz kirlenmiş, biraz daralmış olsa da geçmişin izlerini saklayan bir dost gibi akmaya devam ediyordu.      Eski dostlar, yıllar sonra buluşmak için sözleştiklerinde, yine derenin yanındaki çardağı seçtiler. Çardak,  boyaları dökülmüş, tahtaları eskimişti. Fakat onlar için hâlâ çocukluklarının yaz akşamlarını, gizli oyunlarını, ilk hayallerini saklayan bir mekândı. Urim Baba'nın yaptığı kahveler içildikçe sohbet koyulaştı. Genelde gırgır muhabbetti . Ama hepsinin gözleri, arada bir dereye takılıp kalıyordu. “Ne çok şey değişmiş,” dedi içlerinden biri, derin bir nefes alarak. “Evet,” diye karşılık verdi diğeri, “ama şu dere… sanki bizi hâlâ olduğumuz gibi hatırlıyor.” O an, çardağın altındaki sessizlik, onların dostluğunu yıllar ötesinden bugün...

#GAZA

Resim
We are living in times where we are freed from learned helplessness. - Please translate and share this call in Arabic, English, and other languages: We call on the people of Jordan and Egypt: The moment the ships approach Gaza's waters, you too, begin a march towards the Gaza border! You by land, we by land, and the ships by sea—God willing, let us resolve to break this blockade. We are not helpless; together, we can do something. We expect your ground support!

RUH YOLDAŞIMA (Aişa) XIX

Resim
  Gözlerin neden kederlidir.  denizi arayan ay gibi, benim ruhumu anlamaya çalışıyorsun. Yaşantımı hiç atlamadan baştan sona gözlerinin önüne serdim. Eğer hayatım bir çiçek olsaydı, sapından saçına iliştirirdim. Ama acılarla dolu, sana tattırmak istemezdim. Gözlerinin kederi, engin bir denizin derinliklerindeki yalnız bir adanın hikayesini fısıldıyor sanki. Her bakışın, kayıp bir geminin rotasını arayan bir deniz feneri gibi, ruhumun karmaşık kıyılarını aydınlatmaya çalışıyor. Ben de sana, en gizli limanlarımdan en çetin fırtınalarıma kadar, yaşanmış her anımı şeffafça serdim önüne. Hayatım bir demet papatya olsaydı, hiç düşünmeden uzatır, saçlarına taç yapardım. Ancak bu demet, dikenli güllerle bezenmiş, her bir yaprağında hüzün damlaları taşıyor. O yaraların izlerini senin narin yüreğine düşürmeye gönlüm razı gelmez.(gelmesi hatamdı)  ​Fakat bil ki, o kederli gözlerin ardında yatan her bir damla, benim için bir okyanusun tüm derinliğini barındırıyor. Onlar,...

RUH YOLDAŞIMA XVIII

     Donmuş suyun kabını parçalaması gibi, bir anda kalıbını patlatarak akan lav gibi; gem tanımayan aşkı tanımam.      Sevgi; saf ve duru olmalı. Toprak testiyi dolduran yağmur gibi, temiz ve serin sevgiyi gönder. Islanarak, varlığın ta içine girerek, yaşamın çiçeklenen ağacında yayılacak sevgiyi gönder..  

RUH YOLDAŞIMA XX

  Kalbim, çarparcasına heyecanırsa, gözlerimi kaparım. Yürürken aniden şaşıracak olursam sokağına girerim. Sakin ve dingin olarak bahçene girersem, çiçeklerini koklarım. Küreklerim coşmuş suya düşerse sahiline yüzerim. ----------(--=    Gece son Eylül gecesidir(ydi). Esrik eden bir misk-i amber kokusu getirdi rüzgar. Rüzgar, güney rüzgarı. Dolaşıyorum. Elde edemeyeceğim şeyi arıyor, istemediğim şeye takılıyorum. İstediğimin hayali kalbimden çıkıyor ve raksediyor. Parıldıyordu hayal, gecenin bir vaktinde, sonra kayboluyor. Yakalayamıyorum. Elde edemiyeceğim şeyi arıyor, istemediğimi buluyorum. 

Ruh Yoldaşım,, Bahçıvan

Kalbim uçarcasına çarpınca gözlerimi kaparım; bir anlık sessizlik, içimde fırtınaların yankısıdır. Yürürken adımlarım ansızın şaşırır, dar sokaklara sapar, hiç bilmediğim duvarlarda kendi gölgemi görürüm. Sakin ve dingin olduğumda bahçene girerim; gül yapraklarının arasına gizlenmiş sabah çiğini koklar, zambakların beyaz sessizliğinde kendimi unuturum. Bir kuşun kanadı gibi ürperir ellerim, bir serçenin kalbi gibi titrer bakışlarım. Küreklerim coşmuş sulara düşerse, senin sahiline varmak için yüzerim; denizin tuzu dilime, gözlerime dolar ama yolumdan dönmem, çünkü sahilin bütün hayallerimin toplandığı yerdir. Gece, son Eylül gecesidir(ydi). Bir veda, bir başlangıç kokusunu taşır. Rüzgâr esiyor; Güney rüzgârı. Amberle karışmış misk'in kokusu sarıyor etrafımı, ruhumun gizli odalarına siniyor. Yürüyorum… Adımlarım taş kaldırımlara vuruyor, ama aslında içimdeki boşluklara çarpıyor sesleri. Elde edemeyeceğim şeyi arıyor ruhum; ve istemediğim şeylere takılıyor g...

RUH YOLDAŞIMA -- GURBET --

Ayrıldığımızın ziyadesiyle elim kısmını nasıl anlatacağım. Buralarda şaşaalı bir hayat olmamıştı. Seneler geçmiş, ölüm yaklaşmıştı. Doğduğum yerde ölmeyi arzu ettim. Memleket özlemi ağır basmıştı ya ondan! Gitsem! Gittim. Ölenleri toprak yuvalarında ziyaret ettim. Evimiz, hayalen gözümün önüne geldi. Ağlamaklı oldum. Kaleye çıktım.. Altmış sene evvelki zamana hayalen gittim.. Gurbet içinde gurbet yaşamış anam-babam. Acıklı bir gurbet hissettim. Gurbet içinde bir Prizren gördüm. Dedim, '' şu fani dünyada bir misafirim.'' Şehrin üzerinden, Kasım bulutları kayarak geçiyordu. Aşağıda Prizren deresi, güneşten parlayan damlacıklarıyla akıyordu. Havada, yine de deredeki köpükler gibi sevinç ve hüzün yüzüyor..