Yaşar abi

YAŞAR ABİ (ABE)
    Eskiden kahve çalıştıran, kumar oynatan, Yaşar abi, 
    Köyden gelen biri, Yaşar abi’den ayran istemiş,’’ Biz de şehir ayranı var.’’ ‘’ O ne?’’ ‘’ İyidir. Buzlu!’’ köylüye  su katılmış rakıyı vermişler. Adam beğenmiş bir tane daha istemiş. Neyse adam matiz olmuş. Adamın çocukları ‘’ sen babamıza ne yaptın’’ deyip Yaşar abiyi dövmeye gelmiş!
      Yaşar abi, İzmir’e ilk geldiğinde Basmane Çorakkapı camisinin kenarında gevrek satmış ‘’ İşler çok iyidi. Belediye burda olmaz, karşıya tren garının oraya git dedi. Ben de tezgahı taşıdım. Sonra iyi bir paraya devrettim. Geldim Balçova’da kahve açtım. Almanya’dan biri geldi. İzine gelmiş. Aladin abime söyleyim! Atila göndermiş. Oyun kur diyo. Olur dedik. Bi adam Teleferik’te bi adam Konak’ta. Ceketsiz Hüseyin’le, Sessiz Hanefi. Neyse haber gönderdik. Onlar gelinceye kadar adamı oyalamak lazım Yanda bakkal var, gittim,’’ bir rakı ver’’ dedim, ‘’Yaşar abi  borcun var vermem.’’ B’’ Ver len şimdi başlamıyayım’’ Rakıyı verdi. Geldim. Adama sofra kurdum. Sessiz ile Ceketsiz geldi. Onlarda birer tek attı. Masaya oturdular. Almanyalıyı boğazladılar ama adam memnun bide bunu pavyona götürdük. Resim bile çektirdik. Atilla görsün abi’’
Yaşar abi, sen, oyun için açılan, yeni açılan destenin bile kağıtlarını biliyor dedin. Kağıdı tersinden nasıl tanıyor?
 - Tanıyor abi. Şaban burda o bilir!
  Şaban:- Bir iki oyundan sonra kağıda  tırnak atıyo!
 - Her kağıda nasıl atıyo?
- Büyük kağıtlara abe, abime söyleyim, papaz, vale, işte öle!
 -- Ne oynuyonuz siz? 
-Poker.
- tamam anladım.
 Yaşar abi söze girdi:-şaban biliyo. Nede olsa masanın bir ayağı! Hee abi, Şaban bilir!
Şaban:- Çulsuz’un oraya gittim bi akşam. Biri ‘’ Şaban gel oyun oynayalım. ‘’ Oturduk.
-Ne oynadınız? 
-Yanık. Ben götürdüm, iyi kazandım. Arkamdan Çulsuz’a "ne bu hep kazandı" demişler. Bir daha ki sefere yine kazandım. Mekan sahibi Çulsuz beni uzaktan takip etmiş. Çulsuz:’’ "Adam dürüst oynuyo. Ne yapalım!" 
Şaban:- Kumar şans, gelirse oynarsın!
          Ben:- Yaşar abi, İstanbul’da abimin dairesinin karşısında genç biri vardı. Manitası da var. Bu gece gide sabah gelir. Son model arabası da var. Dikkatimi çekti. Abime sordum ‘’ Karşı komşu ne iş yapıyır? ‘’ Abim:- Kumarbaz o!’’ ‘’ Altında son model araba, lüks yerde oturuyor nasıl oluyo?’’ ‘’ Bilader, sen bilmezsin, yorma kafanı. Sen okuluna bak.!!
     Yaşar abi:- Kumardan geçinen var. Burda da var. Köşedeki kuyumcu’’
  Ben:’’ hadi ya!
Bavulla para! Üç milyar kaybetmiş, önemli değil. Para çok Aladin abi! Kardeşi var Kıbrıs’ta gemisi var Gemide oyun oynatıyor. Her yerden adam geliyor.. İsmini neydi… kunduracı var bilirsin, kemeraltı’ndan o gelirdi. Kunduracı ne yerse  parasını verirdi. Lahmacun kaç para 50 lira al abi, öyle adamdı!
 Şaban:- N… Küçük vardı. Aşağıdaki kapanan eski lokale gelirdi. Bir gün  bu cüzdanını düşürmüş. Biz yan masada oturuyoz. Cüzdanı gördüm, Aldım hemen verdim. Onun masada oturan içinden bi iki yüz alsaydın dedi. ‘’Yok ya olur mu’ Küçük iki sene bana baktı. Sigaramı aldı, yemek ısmarladı. Bir akşam cebimde kuruş yok, sigara alacak para yok. Mescidin karşısındaki kahvede Hoşkin oynayalım dediler. İlk el kazandım1000 vurdum 1000 açtım. Ufak oynayalım, parasına demişlerdi. 100 veya 200 lira, tamam dedim üç milyon kazandım. (yıl 1993) O zaman iyi para! Okey oynuyoz. İçerdeyim. Elimde üç çift , iki okey var. Üstümdeki bir taş attı dört çift oldu, üçüncü turda konken yaptım. Ağızları açık kaldı. Çanağın hepsini aldım. Süpürdüm hepsini!
  Ben:- Vay be! Parası bitenlere kim para verirdi? Diye sordum Yaşar abi:’’ Veren olurdu. Yukarıda oturan Murat kazandı mı, parayı bana verirdi. Kendi parasını alır. Kazandığını bana verirdi. Yarın gelince parasını verirdim..
 Şaban:- Kredi açan olurdu.
  Ben:- Faizle mi verirdi?
Şaban:- Öyle vernde var
Ben:- Mekan sahibi borç verir miydi?
 Şaban:- mekan sahibi vermez, verse geri alamaz!
 Ben:- Yaşar abi, işaretle sinyal veren oluyormuş. Kaşını oynatır, öksürür, burnunu tutar falan
 Yaşar abi:- Önceden öyle anlaşanlar olur. Ama öyle olanları sokmazlar mekana. Ben içeri bile almazdım.
Ben:- Senin müşteri kaliteliydi yani!
 Yaşar abi:- veriyoduk abi! Yemek yapardım, çiğ köfte yapardım. İkram boldu.
 Ben:- Yaşar abi, oyun kuruyon, adamı boğazlıyorsun, nasıl oluyor abi?
 Yaşar:- Eee mecbur! Dükkan  kirası var elektrik, su nerden çıkacak!
  Şaban.- Bu işten geçinen var. Ama kumar kötü!
 Geçen gün Soyutemiz kahvesindeki ocakçı Hikmet:- kumarda karısını oyuna süren var. Arabayı, evi kaybetmiş, karısını ortaya koyuyor. Öyle şerefsizler var., iki üç oyundan sonra kağıtları tanıyan adamlar var. Kumar hastalık. Allah korusun.Ahmet abi "Yok ya! O kadar değil. Öyle olmaz. Ama söyle bir şey olabilir. Kumarhane sahibinden borç almıştır, ödeyemeyince  karını bi getir der, böyle olur yani" 
                                    -------------------------------------------------------------
                                                   ------------------------------------
    Kumar, sakat dalga! Adamlar anlaşmalı, kurnaz icabında! Deste iskambil kağıdı a ayarlamışlar. Kahveye gidiyo veya kumarhaneye, ‘’ abi elimizde kağıt kaldı alır mısın’’ satıyorlar. Kağıtlar ambalajlı ama önceden işaretlenmiş! Sonra bu mekana oyuna gidiyolar. Her biri başka bir yere gidiyor. Şirket olmuşlar! 
   Kağıda tırnak atmak –atınca, belli olur: Kafa kağıtların kenarını oval yapmak da var. Az bi oval, ama bu da belli olur. Yaşar abinin, yeri gene iyidi. Belediyenin karşısında (1997 yıllarında) Tomris vardı . Tam bi batakhane! Ama ben böyle yerler sevmem,gitmem.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolaşan Kitap

siberpunk

Ruh Yoldaşıma,, Çocukluk (eklenecek metinler var)