lise arkadaşları

Kafenin camları buğulanmıştı. Dışarıda hayat akıp giderken, içeride zaman sanki eski bir defterin arasına sıkışmıştı.

Birer birer geldik. Önce gözlerimiz tanıdı birbirini, sonra gülüşlerimiz. Yıllar, yüzlerimize küçük izler bırakmıştı ama seslerimiz hâlâ aynıydı. Masaya oturduk, çaylar geldi. İlk yudumda, sanki lise koridorlarına geri döndük.

“Hatırlıyor musun?” diye başladı biri.
Bir cümle yetti… Gerisi çorap söküğü gibi geldi.

En çok da öğretmenlerimizi andık. Tahtaya sertçe vuran o tebeşir sesi, sınavdan önceki sessizlik, yakalanan kopyaların utangaç kahkahası… Hepsi birer birer masaya oturdu sanki. İçimizden biri, yıllar önce kaybettiğimiz öğretmenimizin adını fısıldadı. Bir an sustuk. Çaylarımız soğudu, gözlerimiz doldu.

Sonra aileler…
Birimizin babası artık yoktu, birimizin annesi hastaydı, birimizin çocuğu büyümüştü. Hayat, hepimize farklı yerlerden dokunmuştu. Ama o masada, hepimiz yine aynı sırada oturan çocuklardık.

Gülüşlerimiz, hüzünlerimize karıştı.
Geçmişle bugün arasında ince bir köprü kurduk bu gün.

Kalkarken kimse “veda” demedi. Çünkü biliyorduk; bazı dostluklar mezun olmaz. Sadece zamanla sessizleşir… sonra bir çayla yeniden konuşur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolaşan Kitap

siberpunk

Ruh Yoldaşıma,, Çocukluk