Elektrikçi
Bir şeyler onu içkiye çekiyordu. Burun halkasından çekilen öküz gibi. Akşam hava kararınca, kahvehanenin yan duvar dibine çekilir, zulada duran içkisini içerdi. Evlilik, ona ağır gelmişti. Kaldıramadı bu yükü! Çocuğu için her zorluğa katlanır diye de düşünmüştüm, lakin yapamadı. İçki, insanı bitirici gücünü kullanıyordu.
Gözlerinin önünde bir şişe, kafasına diker de içer. Birkaç yudumdan sonra sendeleyerek kahvehanenin içine döner, kağıt oynanan bir mesanın kenarına oturur, cigara isterdi. Verirlerdi tabii ama her zaman olmazdı. İş yapıp parasını alduğunda sigarasını alır, kahveye gelen evladına harçlık verirdi. Verirdi! Bir akşam çocuğu buna ‘’ Sen benim hayatımı kararttın’’ deyince, ben üzüntü duydum.
Paran olmayabilir tamam anlarım ama gece içip sabaha karşı evine gitmek olmaz. Karın seni beklemeyecek. Yani olayın parayla ilgisi yok, adamlıkla alakalı!
Buna ve bunun oğlan kardeşine ne iyilikler yapılmış. Kardeşine çok güzel bir iş bulmuşlar iki gün sonra patronun arabasında içki içmiş. Sonuç! İşten şutlamışlar! Bunlara konuşmak da fayda etmiyor. Demem o ki, kendi rızasıyla kötülüğe bulaşana acımayacaksın’ Daa!
Her akşam tedirginlikle ve problemlerine çözüm bulamamış bir yüz ifadesiyle, saat 12 olduğunda bir düzine birayı tüketmiş olurdu! Sonra annesinin evine gider, öğlene kadar uykusunda pişerdi. Karısı mı? Onu zaten boşamıştı. Galiba kadın onu boşadı!
Elektrikçi, sorunlarını konuşarak çözememişti. İçinde kalmış olması onu felaketiydi. Hanımı, üniversite bitirmiş. Elektrikçi ustalık belgesini alabilmiş bir elektrikçiydi. Karısı, teyzesinin kızıymış.İyi de olmadı mı olmuyor!
Bir zamanlar düşünde neler görmüştü kim bilir? Elektrikçi iyi adamdı, cankuştu, ama yabancı bir şehirde kaybolmuş gibiydi.. İçki, yönünü daha da çok saptırıyordu. Camdan bir kedi, kırdın mı keser bu kendini doğruyordu. Oğlu canlı ve zekiydi. Suyun içimde oynaşan kuşlar gibi, mutlu kanat çırpışları olan!
Bu kahvehanede her şey konuşulur. İnsanların aralarında konuştukları çoğunlukta dedikodu – gıybet, içerir. Elektrikçiye, yardımda bulunmak isteyen de yoktu.’’ O, kendi kafasından çekiyor’’ derlerdi. Herkes her şeyi biliyordu.’’ Karısı çalışıyor bu içiyor’’ derlerdi. Beni parkta yakaladığının üzerinden bir mevsim geçti.’’ Bodrum’a gidicem çalışıcam’’ demişti.. Ama hala her gece olmasa da çoğu zaman içiyor. Onun hakkında söylenenler iyi olmada da iyi yönleri de var. O, evliliğini yürütemedi. Eğer evliliğin fedakarlık olduğunu bilseydi ve insanların birbirleriyle sınandığını bilseydi devam etmesi için çaba gösterseydi! Bence!
Kafası boşlukta dönen bir çark gibi, anlamsız ve uğultularla dolu. Ona faydalı olanı beynin kıyılarında dolaşıyor! Lakin! Evlilikle ilgili güzel hatıraları yok mu? Vardır ama..! Önemini yitirmiş görünüyor. Eski bir kitap gibi unutulmuş! Bazen sallanıyordu masalar arasından helaya giderken sendelemesi trajikomik bir yansımaydı. Hangi kadın ister sarhoş bir koca ile aynı yatakta olmayı! Bizim Manav: ‘’ Ben neden içmiyom? Olmaz. Ben, sigara içiyom ya, ağzıma nane alıyom, kokmasın diye! Yıkanıyom, kokular sürüyom. Benim babam hep içerdi. Annemin bilezikleri sıyırdı gitti kumar oynadı, içti! Evli adam içki içmeyecek. Olmaz! Çocukları var. Olmaz.’’
Elektrikçi kendi gibi yarım düzine adamla takılıyor, içiyor. Çocuğu ne olur? Bu bilinmez de; yeni erecek olan bir çocuk için olumsu bir yansıma etkisi yapar mı?
---------------------------------------------------------------------------------------------
Elektrikçi, ailenle beraber mutlu olmanı isterim. Kapının eşiğine çiçekler yağsın, yıldızlar aydınlatsın isterim odanı! Zeki çocuğun dizinin dibinde olsun sen hanımının yaptığı çayı yudumla isterim. Hep iyi olmanı isterim. Lakin nasıl günah çıkartacaksın? Nasıl affettireceksin kendini? Alçak gönüllülükle sevgini sunmalısın. Gururdan uzaklaşarak anlamaya çalışarak hanımını!
Gecenin geç saati. Yağmur dinmişti Bir sandalye alıp kahvenin önünde bulunan çınar ağacının altına oturdum. Bir cigara yaktım- orada bir içiyorum. Elektrikçi, görünürlerde yoktu. Cigaram biterken ilerden göründüç Selam verdi. Okey oynayanların yanında , boş sandalyeye oturdu. Kendine çay söyledi. Az sonra oğlu geldi. Kalktı, oğluyla zadeye doğru yürüdüler.. Elektrikçinin anası ne yapsın? Boşanmış iki oğlu bir torun ve kocası; hasta haliyle onlara nasıl yetişsin? Elektrikçinin babası da dert yanar.’’ Beni bana bırakmıyorlar’’ diyor. Ekektrikçi, karısını me kadar düşünür? Düşünseydi, kodesinin penceresini aralamış olacak da yalnızlığında kaldığı zaman, hiddetlenmesinden belli oluyor. Kafayı çekince ona her yer araba yolu! ‘’ Cuma’ya gelicem, ezan da okuyucam’’ diyor. Kanatları kırık, çaresizliği- çözüm bulamaması bir kabus gibi sarmış onu!
İnsanlar eşit haklara sahipmiş! Bunun, eşitliği nerede? Zaten bu eşitlik olayı sadece bir düş. Nasıl eşitleyebiliriz? Ne yapmalı? Bırakalım mı? Bırakalım da içki şişesini ağzına dikerken hülyalarında boğulsun! Zaman içinde arkada kalan yıllarında cehalet içinde yüzdüğünü ve aczini öğrenebilir mi? Elektrikçi, acaba kendi arzusuyla mı bu yola çıktı? Fırtınalı denizde pusulasız bir gemi! Hayaller içinde, kadehi köpük dolu Bir rüya belki, nereden geldiği bilinmeyen, aklını –şuurunu- dalgalandırıyor. İhtimal ki, kalbinin derinliklerinde Sabba bahçesi var. Kafası dumanlı, geçiyor çiçekler arasından! İçtiği zaman dünya aynı dünyaydı ama boğazına sarılmıyordu en azından!
Çamur içinde yüzüyor. Takıldığı kişiler belki de bu yola itiyor – üflüyordu kötü düşünceler! Esen rüzgar şuurunu dalgalandırıyor. Belki! Düşünce süreçleri arasında boşluklar var. Belki! İçkinin sonu, açıkça görünüyor. Tecrübelerin bar bar bağırmasına rağmen, bu kötü halin – kaosun – mantıkla izahını yapmak, bence, mantıksızlık.
Elektrikçi kendini bulmak, ıstırapların hatırası ile güzel hülyaları aynı rüyaları dilekleiyle güzel varlığa dönüşmek! Rolünü iyi oynamak! Rolünü bitirip sahneden çekilen aktörler gibi sahneden çekildiğinde zaman perdesinde akseden gölgen alkışlanmalı! Bir an için bile olsa!
Yorumlar
Yorum Gönder