ormanda yabancının yardımı

Ormanın Sessizliği ve Yabancının Eli

Güneş, ağaçların arasından süzülüp yere düşen altın pullar gibi parlıyordu. Atımın tırısları ormanın derinliklerinde yankılanırken, bir an dalgınlık geldi gözlerime. Belki bir kuş sesiydi, belki yaprakların dansı—ne olduğunu anlayamadım. Ama anladığım tek şey, aniden boşluğa düşüşüm ve sonra gelen o korkunç çatırtı oldu.

Yerde yatarken, ayağımın tuhaf bir açıyla durduğunu gördüm. Acı hemen gelmedi; önce bir uyuşma, sonra da gözlerimi karartan bir ateş. "Yardım!" diye bağırmaya çalıştım ama sesim boğazımda kaldı.

O zaman çıktı karşıma. Gri sakallı, yıpranmış bir ceket giymiş bir adam. Konuşmadan yanıma çöktü. Elindeki deri matarayı ağzıma götürdü; su soğuktu, canlandırıcıydı. Sonra ayağıma baktı—bakışları öyle sakin, öyle bilgiliydi ki, sanki ormanın kendisi bakıyordu bana.

"Korkma," dedi ilk ve son sözü. 

Koluma girdi, beni kaldırdı. Yürüyemedim; omzuna aldı beni. Yollar uzundu, ama ne zaman nefesim daralsa, durup su verdi. Köyün ilk evleri göründüğünde, güneş batıyordu. Kapıya bıraktı beni, arkasına bile bakmadan, ormana doğru yürüdü gitti.

Kimdi? Neden oradaydı? Hiç öğrenemedim. Ama bazen acının ortasında, en beklenmedik anda, bir el uzanır diye umudumu kaybetmiyorum artık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolaşan Kitap

siberpunk

silinmeyen Ben,, 2,, roman devamı