Kapıyı açınca, rahatlatıcı bir esinti gekdi. Yağmurda uyuyan ağaçlar bu Ocak ayının güneşli sabahında, rüzgarın değmesiyle uyanmış hem kendi hem dalları hafiften dans ediyor.
Analog Bir Dünya: Dijitalin Gölgesinde Kalan Gerçeklik Analog bir dünya, teknolojinin henüz dijitalleşmediği ya da dijitalleşmenin sınırlı olduğu bir yaşam biçimini ifade eder. Bu dünyada iletişim, kayıt, sanat ve günlük hayat fiziksel, mekanik ve manuel süreçlere dayanır. Temel Unsurlar: İletişim: Mektuplar, telgraflar, yüz yüze konuşmalar ve sabit hatlı telefonlar üzerinden gerçekleşir. Bilgi, gazeteler, dergiler ve kitaplar aracılığıyla yayılır. Kayıt ve Arşivleme: Yazılı belgeler, daktilo veya el yazısıyla tutulur. Fotoğraflar filmli makinelerle çekilir ve kimyasal süreçlerle basılır. Sesler ve videolar kasetler, plaklar veya makaralı teyplerle saklanır. Sanat ve Eğlence: Müzik plaklardan, radyodan veya canlı performanslarla dinlenir. Televizyonlar sınırlı kanal seçenekleri sunar, ve filmler büyük makaralı projektörlerle oynatılır. Bilgi İşleme: Hesap makineleri, defterler ve manuel hesap yöntemleri yaygındır. Bilgisayarlar varsa bile delikli kartlar y...
Hikaye: Rasathanenin Gizemi 18. yüzyılın sonlarında, İstanbul'un eski camilerinden birinin yanındaki küçük rasathanede, genç bir muvakkit olan Ali, gökyüzünü inceliyordu. Elindeki rubu tahtasıyla Sirius yıldızının konumunu ölçüyor, namaz vakitlerini ve Ramazan ayının başlangıcını hesaplamaya çalışıyordu. Ali, dedesinden öğrendiği bu kadim ilmi büyük bir titizlikle uyguluyordu. Dedesi, ona rubu tahtasının sadece bir ölçüm aracı olmadığını, aynı zamanda gökyüzünün sırlarını çözmenin anahtarı olduğunu öğretmişti. Bir gece, Ali rasathanede çalışırken, aniden şiddetli bir fırtına koptu. Gök gürültüsü ve şimşekler arasında, rasathanenin duvarları sarsılmaya başladı. Ali, elindeki rubu tahtasını sıkıca tutarak, fırtınanın dinmesini bekledi. Fırtına dindikten sonra, Ali rasathanenin kapısını açtı ve dışarı çıktı. Gökyüzü berraklaşmış, yıldızlar her zamankinden daha parlak bir şekilde parlıyordu. Tam o sırada, Sirius yıldızının gökyüzünde olağanüstü bir şekilde parladığını fark...
Resim,Taşlı tepe'den (şimdi Anıt tepe) çekilmiş. Çocukluğumuzun geçtiğ Yahya Deresi bu tepenin eteklerinde yer alıyordu.Bu tepe zeytin ağaçlarıyla çevriliydi. Tepeye kuş sesleri arasında çıkardık.Çok da çıktık. Özelikle kız arkadaşımızla çıkışlarımız ruhumuzdan taşan sevgimizle; -çıkarsız ve yalın- bir güzel olurdu.Fahrettin Altay eski adı Üçkuyular, o zaman son duraktı. Konak'tan ve Fuar Möntrö'den kalkan belediye otobüsleri buraya gelirdi. Biz, her sabah okulumuza gitmek için buraya yürürdük. Epey yürürdük ama bu yürüme ağaçların arasından olurdu... İlk çikolatamı Fahrettin Altay'daki Mesut'un bakkalından aldım.Serbestçe satılan sex romanlarını da Nusret'le beraber tek gazete bayii Rüstem'den satın aldık.
Yorumlar
Yorum Gönder