Kayıtlar

Ölüm Tolstoy

Resim
1925 te osmanlıca yayınlanmış Tolstoy eserini yeni harflerle ve sadeleştirilmiş haliyle okumanızı öneririm.

Mezarlıkbaşı Soğuk Sokak

Babamız bu mahallede olabilecek en zor şeyi; adam olmamızı isterdi.Eli ağırdı alışkın olsam bile dayak zoruma giderdi...İçim ezik kalırdı, unutamazdım ama acısını sokakta çıkarırdım. Kavgasız olmak tasalanmaktı. Kavgalar canlılık verirdi! Herkesin yaptığı; ıslah edilmemiş içgüdüsünün dışa vurumuydu! Kördüğüm! Bir şeye inanarak yapılan, bir aşk bir duygu cebelleşmeleri değildi. Berduş kavgaları. Uzun süre kavgasız olmuyordu. Sokağa çıktığım anda, kavga yanımda. İlgisiz kalamam, kalbim çarpar kafadan dalardım. Sonra bir bağrışma. Kavgayı ayıran kesin oluyordu. Dayak yemeden kurtulman gerek; bu şart. Varoştu buralar. Alsancak seçkin sayılıyordu. Gerçi o günlerde iyi semt bulmak zor. Tepecik mi?(Yenişehir) İkiçeşmelik mi? Eşrefpaşa mı? Kadifekale mi? Neresi?                                                                   ...

ÖLÜM - TOLSTOY

...Eğer insan, bedenin ölümü ile hayatın son bulacağına inanırsa, böyle bir insanın hayatı, peder evinde yaşayan oğulun hayatına benzer. Bilakis eğer insan hayatın yalnız bu dünyayla sınırlanmış olduğuna kani ise, onun hayatı da gündelikçinin hayatına benzer ki, bu gibi şahısların fikir ve maksatları da hayatın şu birkaç günlük müsaadesinden mümkün olduğu kadar istifadeye çalışmaktır. Bundan dolayı herkes, her şeyden evvel, gelecekteki şu meseleyi halletmelidir: Acaba onun hayatı, baba evinde ikamet eden bir oğlun mu, yoksa o evde çalışan bir gündelikçinin mi mevki ve hayatıdır?                                                                                   Ölüm  Lev Nikolayeviç TOLSTOY sayfa. 42- 43

MASALIMSI - RIZK 2 s.66

Resim
    Rızkın garanti verileceğini bilen bir hoca; kendini bodruma kapatmış, orada gizlenmiş. Aradan üç gün geçmiş, hoca iyice acıkmış. İşte tam o sırada, köyden biri, dumanı tüten yemek getirmiş.   -Hoca nerde? Ona yemek getirdim    Etraftakiler:   -Biz de görmedik.    Köylü:  - İyi ben gideyim o zaman.    Hoca açlığa dayanamıyormuş artık. Şöyle bir öksürmüş. Bunu duyanlar:  - Hoca ne yapıyon orda?    Hoca anlatmış durumu.    Etraftakiler:   -O zaman neden öksürdün?    Hoca:   -Ee rızk için biraz çaba göstermek lazım.

MEZARLIKBAŞI SOĞUK SOKAK

Resim
İşte böyle! Gençlerin birçoğu ortama uyarken, kendi bildiğinden şaşmayan kesinlikle boyun eğmeyen buranın yaşamına teslimiyet göstermeyen gençler de mevcuttu. Bunlar isyankar ruhların deliliğiydi. Rahat içinde yaşamak, para içinde yüzmek isteği, çok güçlü dürtüydü. Bu dürtü insanı alanın ve zamanın dışına atabiliyordu. Hatta kimseye eyvallah etmeden kafasına göre dünyayı dolaşmayı tercih eden deli-kanlar vardı. Sonunda sürünmek olsa da kafasına göre takılmak esastı. Heybesini sırtına vurup dünyayı dolaşmayı tercih edenler, özgür kalacağına inananlar yanında, sonunda pis bir hayatı yaşamak zorunda kalanlar da vardı. İstanbul'a gidip mafya babalarına takılan, esrar içen, sigara kaçakçılığı yapan, karı satanlar oluyordu. Burda kalan, cigaralığı çektiğinde güzelleşen; Marlon Brando gibi, olan gençler mi? Esrar ya da kokaini çeken; kesme taş döşeli dar sokaklarda, bir o yana bir bu yana, nereye gittiği belli olmadan sarsak sursak bir yürüyüşle giderdi. Gençler, burdaki gençler, kolay bi...

MUAMMA

        Belki her şey muamma, belki öyle olacak. Bildiklerimiz boş olacak. Belki dipsiz derinliklerde kalacak, belki sokağa atılan süprüntü olacak. Belki iki kere iki;dört değil, belki pi sayısı sabit bir sayı değil, belki Einstein'ın izafiyet teorisi doğru değil.         Belki bizim bilmemizi istedikleri böyle (değil). Belki olanlar, olması gerektiği için oldu.         Sanırım gelecekte de böyle olacak...DENEMELER 105..alaettincoskun.com

YONCA

 Balçova Kasım 2006                                  Ateşböceğini, bugüne kadar ilk ve son defa ortaokulda gördüm Gökyüzünde yıldızlar parlıyordu.Gecenin siyah değilde mavi olduğunu, o gün fark ettim. Gecenin mavisi, karanlıklar içinden parlıyordu. Ve Balçova hiç o zamanki kadar güzel olamadı.                                 Sincabı ilk defa lise sonuncu sınıfta Edremit'in Kızılkeçeli Köyü'nde, Kazdağları eteklerinde gördüm.                                 Hep duyardım, dağların mor olduğunu; üç sene önce Bodrum'da görmek nasip oldu. Çambelen Köyü'ndeki dağların akşamüstü mora döndüğünü,patlıcan moru olduğunu gördüm.                                 Dört yapra...